Büşra Sünetci: “Ataerkil sistemin evlere sıkıştırdığı kadınların karantina psikolojisini herkes deneyimlemiş oldu”

UN Women'ın Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü bölgesel programı “Normların Uygulanması, Zihniyetlerin Değiştirilmesi”

1993 yılından bu yana toplumsal cinsiyet eşitliği savunuculuğu ve şiddetle mücadele çalışmaları yürüten Kadın Dayanışma Vakfı, partnerleri ve eşleri tarafından evlerinde şiddete maruz bırakılan kadınlara Kadın Danışma Merkezi aracılığıyla hizmet veriyor. Vakıf temsilcisi, sosyal çalışmacı Büşra Sünetci, COVID-19 salgınının başlamasıyla kadınlara nasıl destek verdiklerini anlattı. Proje, Birleşmiş Milletler Kadın Biriminin (UN Women) Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü bölgesel programı “Normların Uygulanması, Zihniyetlerin Değiştirilmesi” kapsamında destekleniyor.

“COVID-19 döneminde, tüm dünya, ataerkil sistemin evlere sıkıştırdığı kadınların psikolojisini ve şiddet döngüsünün yarattığı karantina psikolojisini deneyimlemiş oldu. Bu anlamda adeta bir simülasyon oldu. Ancak karantina, kadınlar açısından “normal” zamanlara oranla çok daha riskliydi. Şiddet uygulayan erkeklerle kadınların 7/24 aynı ortamda kalmak zorunda olmalarının ciddi bir yaşamsal risk teşkil ettiğini gözlemledik. Ve kadınlar için bu risk devam ediyor.

Bu dönemde, kadınlara yönelik şiddetle mücadele mekanizmalarındaki sorunların daha da derinleştiğini gördük. Beklenmedik ve zorunlu şekilde evde kapalı kalma hali ve sağlık konusunda yoğun kaygılar gibi nedenlerle, başvuruların geçtiğimiz yılın benzer dönemine göre azaldığını gözlemledik. Salgının yarattığı korku ortamı, kadınların yaşadığı şiddeti başka biriyle paylaşma ihtimalini daha da düşürdü.

Hem dünyada hem de Türkiye’de kadınlara yönelik şiddetle mücadele eden kadın örgütleri, kadınların öncelikli başvuru yaptığı yerler oldu. Biz de Kadın Dayanışma Vakfı olarak Kadın Danışma Merkezimizi ofisten evlere taşıdık ve faaliyetimizi sürdürdük.

Mart, Nisan ve Mayıs aylarında 140’dan fazla şiddet başvurusu aldık. Telefon yoluyla ya da online olarak onlara hizmet verdik.

Birçok görüşmede ev içerisinde alınabilecek güvenlik önlemlerini ve/veya bir sığınağa gitme yollarını konuştuk. Diğer yandan iş yerleri kapanan ya da işten çıkarılan kadınları ekonomik destek sistemleriyle ilgili bilgilendirdik. Hukuki destek sağladık. Şiddetin yarattığı travmanın etkilerini azaltmak ve kadınların kendi yaşamları ile ilgili karar vermelerini sağlamak amacıyla psikolojik destek görüşmeleri yaptık.

Kadın Danışma Merkezi kadınların yargılanmadan, suçlanmadan yaşadıklarını anlatabilecekleri ve kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir mekanizma oldu. Faaliyetlerimizin, dayanışmayla birlikte güçlenerek ve haklarından faydalanarak şiddet ortamından uzaklaşma ve kendi bağımsız yaşamını kurma yolunda adımlar atan kadınlarda yarattığı pozitif etkiyi görmek bizim açımızdan oldukça güçlendiriciydi. 27 yılda edindiğimiz deneyim bizlere şiddete karşı birlikte mücadele etmenin önemini gösterdi. COVID-19 sürecinde de kadınlarla birlikte mücadele ettik ve bu mücadeleyi ataerkil sistem karşısında birlikte güçlendiğimiz bir dayanışma hikayesine dönüştürdük.”

Kadın Dayanışma Vakfı, 1993 yılından bu yana toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve şiddetle mücadele çalışmaları yürütüyor. Binlerce kadına ücretsiz sosyal, hukuki ve psikolojik destek sundu. 3 sığınak ile 500’e yakın kadın ve çocuğa destek verdi. Farkındalık yaratmak amacıyla öğrencilerle, kadınlarla ve aktivistlerle bir araya geliyor, dayanışma atölyeleri ve paneller düzenliyor. Kadınlara yönelik şiddetin önlenmesini sağlayacak yasal düzenlemeler için savunuculuk çalışmaları yapıyor.

Bu girişime dahil BM kuruluşları
UN Women
Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi