İlayda Eskitaşçıoğlu: “Regl salgında da devam ediyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele de…”

İlayda Eskitaşçioğlu kurucusu olduğu “Konuşmamız Gerek” adlı sivil toplum kuruluşu aracılığıyla menstrüasyon konusundaki tabuları sona erdirmek için çalışıyor.

İlayda Eskitaşçioğlu, Koç Üniversitesi’nde Uluslararası İnsan Hakları Hukuku alanında doktora öğrencisi ve aynı zamanda Pekin+25 Küresel Gençlik Görev Gücünün üyesi de olan bir insan hakları avukatı. Kurucusu olduğu “Konuşmamız Gerek” adlı sivil toplum kuruluşu aracılığıyla menstrüasyon konusundaki tabuları sona erdirmek için çalışıyor. Saha çalışmaları COVID-19 salgını sebebiyle sekteye uğrasa da, Eskitaşçıoğlu ve takımı sanal ortamda farkındalık yaratmak için çalışmaya devam ediyor.

Regl sağlığı ve hijyeni kız çocuklarının güçlenmesi ve sağlığı için neden önem taşıyor?

Regl sağlığı ve hijyeni, kadınların ve kız çocuklarının* cinsel ve üreme sağlığı için çok önemli. Menstrüel ürünler uygun bir şekilde kullanılmazsa, kadınlar ve kız çocukları enfeksiyon ve hastalıklarla karşılaşabilir. Kız çocuklarının kendilerine bakmasını öğrenmesi, vücutlarını tanımaları ve regl dönemlerinin takibini yapabiliyor olmaları önem taşıyor. Ne yazık ki birçok kız çocuğu menstrüasyonu sadece olduğunda öğreniyor ve bu onlar için travmatik bir deneyim oluyor. Menstrüal ürünlere ve bunlarla ilgili bilgiye erişim bir insan hakkıdır.

“Konuşmamız Gerek” projesinden bahseder misiniz?

2016 yılında “Konuşmamız Gerek” projesine başladım. Türkiye’deki sezonluk tarım işçilerini, geçici koruma altındaki Suriyeli kadınları ve uzak bölgelerde köy okullarına giden 8-12 yaş arasındaki kız çocuklarını hedefliyoruz. Genç kadın ve kız çocuklarına bir okul dönemi ya da hasat mevsimi için hijyenik ped sağlayarak regl dönemi yoksunluğuna karşı mücadele ediyoruz. Gönüllü doktorlarımız aracılığıyla onları menstrüasyon, ergenlik ve hijyen konusunda bilgilendiriyoruz. Daha da önemlisi menstrüasyon konusunda konuşmak için güvenli bir ortam yaratıyoruz. Menstürasyon konusundaki tabuları yıkmak ve menstrüasyon ürünleri üzerindeki adaletsiz vergilendirme dahil olmak üzere regl dönemi yoksunluğu ile ilgili tüm konularda bilinç yaratmak için konuşmalıyız. Şimdiye kadar, yönetici ortağım Bahar Aldanmaz ile birlikte altı büyük saha çalışması gerçekleştirdik, yaklaşık 6.500 kadın ve kız çocuğuna ulaştık.

Kırsal bölgelerdeki köylerde yaşayan kız çocukları, mevsimsel tarım işçileri ve mülteciler de dahil olmak üzere kadın ve kız çocuklarının özgün ihtiyaçları nelerdir?

Kadın mevsimsel tarım işçileri genellikle azınlık toplulukları ya da mülteciler gibi daha kırılgan grupların üyeleri oluyor. Hasat mevsimi boyunca temiz su ve elektriğe sınırlı erişimleri oluyor ve çadırlarda yaşıyorlar. Günde 18 saat çalışıyorlar ve aynı zamanda ev işi ve çocuklarının bakımından sorumlular. Sosyal sigortaları yok ve erkeklere oranla daha az kazanıyorlar.

Uzak bölgelerdeki okullara giden kız çocukları ise ergenlik ya da cinsel ve üreme sağlığı gibi konularda çok sınırlı bilgiye sahipler. Regl olma deneyimine yeterince hazırlıklı değiller. Ve onların rol modellerine ihtiyaçları var. Kariyerinde ilerlemiş, onlara örnek olabilecek genç kadınların hikayelerini dinlemek, hayallerin gerçeğe dönebileceğini görmek istiyorlar.

Kriz dönemlerinde kadınların ve kız çocuklarının menstrüel sağlık ürünlerine ulaşmaları konusunda ne gibi zorluklar var?

En son şu sloganı duydum: “Regl salgında da devam ediyor.” Bu bir gerçek. Kadın hakları örgütlerinin birçok araştırması, COVID-19’un temel cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine, ürünlerine ve bilgiye erişimi etkilediğini gösteriyor. Kadınların ve kız çocuklarının menstrüal sağlığı da risk altında. Menstrüal ürünler katı karantina ve sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yerlerde ulaşılabilir olmayabiliyor ya da gelirlerini kaybeden birçok kişi için erişilemez olabiliyor. Kadın ve kız çocuklarının menstrüal ürünleri alamadıkları zaman, kanamayı paçavralarla, sterilize olmayan bezlerle ve hatta gazetelerle durdurmaya çalışıyorlar. Bu çok ciddi bir sağlık riski. 21. yüzyılda kadınlar böyle bir şey yaşamamalı.

COVID -19 sizin çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?

Saha çalışmalarımız ve yüz yüze sohbetlerimiz ertelendi ya da iptal oldu. Fakat söylediğim gibi regl dönemleri salgında da devam ediyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele de! Çalışmalarımızı devam ettirmek zor olsa da, bilinçlendirme çabalarımızı sanal ortamda da devam ettiriyoruz. 28 Mayıs Menstrüal Hijyen Günü bizim için önemli bir gün. Sesimizi duyurmak için elimizden geleni yapıyoruz. Umudu kaybetmemek ve girişimlerimizi sürdürmek önemli.

*Bu röportajda ağırlıklı olarak kadınların regl yoksulluğu deneyimlerine odaklanılmış olsa da, trans bireyler ve non-binary bireylerin de regl deneyimleri çalışmalar kapsamında ele alınmaktadır.

 

 

Bu girişime dahil BM kuruluşları
UN Women
Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi