COVID-19 çalışma hayatını nasıl etkiledi?

Evden çalışmak artık yeni normal mi olacak? Çalışanlar sanal toplantı odalarında bir araya gelirken ofis hayatının sonu mu geliyor?

COVID-19 pandemisi sırasında Ankara'da bahçıvanlar maskelerini takarak çalışmaya devam ederken, internet üzerinden işlerini yapabilen ofis çalışanları evden çalışmaya başladı. Fotoğraf Tuba Coşkun/UNIC Ankara

Koronavirüs pandemisi nedeniyle milyonlarca insan evden çalışmaya başladı. Şimdi uzmanlar artık uzaktan çalışmanın en azından görevleri bir yerde olmayı gerektirmeyen çalışanlar için iş dünyasının geleceği olup olmadığını tartışıyor,

BM Haber Merkezi Uluslararası Çalışma Örgütünün kıdemli teknik danışmanı Susan Hayter ile COVID-19’un çalışma hayatlarımızı nasıl değiştirebileceği konusunda konuştu.

Kriz ilk etapta sona erdiğinde kalkınmış ülkelerde pandeminin ofisler üzerindeki uzun süreli etkisinin ne olacağı sorusuna cevaben Hayter pandemiden önce bile teknolojinin çalışma yaşamının geleceği üzerindeki etkilerinin ne olacağı konusunda tartışmalar olduğunu söylüyor. Hayter çalışma yaşamının geleceğinin ne olacağının önceden belirlenmiş olmadığını nasıl olacağını bizlerin şekillendireceğini belirtiyor. Hayter “Ancak COVID-19’un bulaşmasını önlemek amacıyla pek çok ülkede şirketlerin uzaktan çalışma şekline geçmesi ve çalışma şeklimizi değiştirmesiyle iş yaşamının geleceği beklenenden çabuk gerçekleşti. Uzaktan sanal toplantılar ortak alan haline gelirken dijital platformlarda ekonomik aktivite arttı” diyor.

Peki bu iyi bir şey mi sorusunu Hayter şöyle cevaplıyor:

“Aslında bu hem insanlar hem de gezegen için kutlanacak bir durum olabilir. Ancak ‘ofis’ hayatının tamamen sona ereceği kesinlikle abartılı. ILO yüksek gelirli ülkelerde çalışanların yüzde 27’sinin evlerinden çalışabileceğini tahmin ediyor. Ancak bu uzaktan çalışmaya devam edecekler anlamına geliyor. Önümüzdeki sorun şu: çalışma yerinin sosyal ve ekonomik değerini kaybetmeden hem işverenler hem de çalışanlar için nasıl çalışma uygulamalarını adapte edebilir ve uzaktan çalışmanın faydalarından yararlanabiliriz?”

“Sağlık krizi sırasında işlerin devam etmesini destekleyen çalışma düzenlemelerindeki yenilikleri kutlarken, pandemi nedeniyle durmak zorunda kalan bazı sanayi kollarında çok sayıda insanın işini veya iş yerini kaybedeceğini de unutamayız. Çalıştıkları yere geri dönenler için özellikle güvenli ve sağlıklı çalışma yerleri çok önemli olacak”

Bundan sonra ne olması gerekiyor sorusuna ise ILO uzmanı şöyle cevap veriyor:

“İş verenlerin çalışma yerlerini güvenli hale getirmek için aldıkları önlemlere işçilerin güvenme derecesi işe geri dönmede şüphesiz etkili olacak. Mevcut olan yerlerde ticari sendika temsilcileriyle etkileşim halinde olmak şart.”

Sosyal mesafe protokollerinden, izleme ve test yapmaya ve kişisel koruyucu malzeme sağlanmasına kadar tüm konuların masaya yatırılması gerektiğini söyleyen uzman, “gig ekonomi” olarak adlandırılan gıda teslimatı veya ulaşım uygulamalarında çalışanlar için işin belirli bir ofis alanı anlamına gelmediğini ancak gelir için icra edilen bir eylem olduğunu söylüyor. Pandeminin esnek işler ile gelir güvencesi arasındaki yanlış şeçimi gözler önüne serdiğini belirtirken bu sektörlerde çalışanların hastalık izni, işsizlik sigortası gibi hakları olmadığını hatırlatıyor ve bu insanların işlerini güvenli koşullarda yapmaları için de gerekeni yapmak gerektiğini vurguluyor.

ILO kayıtsız ekonomilerde çalışan yaklaşık 1.6 milyar işçinin gelirinde krizin ilk aylarında yüzde 60 düşüş olacağını tahmin ediyor. Gelişmekte olan ülkelerde bu çalışanların uzaktan çalışmak gibi bir seçenekleri olmadığı gibi ya geçim kaynaklarını ya da hayatlarını kaybetme riski arasında imkansız bir seçimle karşı karşıya kalabiliyorlar.

Gerekli altyapıya sahip gelişmekte olan ülkeler için şirketler veri güvenliği gibi konuları değerlendirirken bilgisayar yazılımı geliştirme, finans sistemi mühendisliği, envanter yönetimi gibi konularda uzaktan çalışma fırsatları ortaya çıkabilir.

Krizin gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerdeki istihdam üzerinde uzun süreli etkileri olacak. Yeni hizmet sektörlerinin olgunlaşması zaman alırken, artan işsizliğin olumsuz etkileri hemen hissedilecek. Dijital olarak duruma hazır olmayan ülkeler ise bu fırsatlardan yararlanamayabilir.

Susan Hayter’e göre uzaktan çalışma şekline geçen pek çok şirket işlevini sürdürürken çalışanlarının sağlık ve güvenliklerini garanti altına almış oldu. Sağlık krizi sırasında evden çalışmaya başlayabilenler aileleriyle birlikte olma fırsatı buldular. Çocukların evde eğitim alması, çocuk ve yaşı ileri olanların bakımı gibi konular çalışma şekillerini daha insan odaklı hale getirdi.

Ancak çalışma süreleri ile çalışanların kendilerine ve yakınlarına ayırdıkları süreler birbirine karışırken, bazı çalışanlar için ruh sağlığı riskleri de ortaya çıkabiliyor.

Uzaktan çalışmanın yaşı daha ileri ama daha deneyimli çalışanların çalışma hayatında daha uzun süre kalmasını sağlamak gibi ya da kırsalda bulunanlar için uzaktan çalışma fırsatları yaratmak gibi faydaları ortaya çıkabilir.

Bununla birlikte ILO uzmanı uzaktan çalışmanın pek çok çalışan için bir izolasyon hissi, kimlik ve amaç kaybı da getirebildiğini ifade ediyor. İş dünyasının sosyal değerleri, onur ve aidiyet hissini, sanal toplantı odalarında bulmak mümkün olmayabilir.

Susan Hayter pandeminin iş yerlerinin dijital dönüşümünde bir dönüm noktası olurken derinleşen eşitsizlikleri de göz önüne getirdiğini söyledi. Yüksek gelir grubu evden çalışmayı seçebilirken, düşük gelir grubunun işe gitmekten başka şansı olmayabiliyor.

Internet üzerinden evden çalışma yeni normal olmaya başlarken, beceri gerektiren işlerde çalışanların maaşlarının artması söz konusu olabilir. Çocuk veya yaşlı bakımı gibi işlerde çalışanlar ile öğretmenler ve market çalışanlarının katkıları eskisinden daha fazla değer görebilir.

Hayter tarihte ekonomik şok, pandemi ve savaşların eşitsizlikleri daha da vahim hale getirdiğini hatırlatıyor. Acaba bu kriz adil toplumların temellerini, toplumsal dayanışma ilkelerini destekleyip toplumları, iş piyasalarını ve çalışma yerlerini eşitlik yönünde harekete geçirecek mi sorusu karşımızda duruyor.

 

Bu girişime dahil BM kuruluşları
ILO
Uluslararası Çalışma Örgütü
BM
Birleşmiş Milletler